|
Göklerin
11 Aylık Fatihi
Merhaba,
ben Barış Özil, anlatacaklarıma başlama dan önce
size kendimi tanıtmak istiyorum
Dediğim
gibi adım Barış Ozil, annemin adı Neşe babamınki de
Haluk. Onlar beni çok severler, ikisi de paraşüt öğretmeni..
Size anlatacağım olayı 29 Eylül1991 de yaşadım. O
tarihte henüz onbuçuk aylık bir bebektim. Babamla
birlikte 22. Türkiye Paraşüt Şampiyonası kapanış gösterilerinde
paraşütle atlayış yaptım. Anladığım kadarıyla
Tandem sistemiyle Türkiye'de atlayış yapan en genç paraşütçü
ünvanını almışım. Bu sevincimi sizlerle paylaşmak
istiyorum, başlamadan önce atlayışımıza izin veren ve
bize destek olan büyüklerime teşekkür ediyorum...
O
gün her zamanki gibi annem ve babam eve geldiler. Benimle bütün
gün ilgilenen babaannem ve dedem olara "hoşgeldiniz"
derlerken; hiç ya ramazlık yapmadığımı, meyve püresi ve
mamalarımı itirazsız yediğimi hu zurlu bir ses tonuyla
rapor ettiler Odaya ilk giren babamdı, elinde büyük bir çanta
vardı.Benim onu gör düğümde nasıl bir tepki göstereceği
mi merak ederek; geniş bir gülümse yişle bana bakıyordu.
Sevinmiştim beni biran önce kucağına alması için yürütecimden
ona doğru kollarımı uzattım, bu isteğimi pekiştirmek için
parmaklarımı birbirine sürterek küçük bir Çığlık attığımda
babam beni çok tan kucağına almıştı bile.
Ve
işte annem. Üzerini değiştirip yüzünü yıkamış her
haldeki; elleri ha Ia biraz ıslak olarak bana sarıldı. Ba
bamı çok seviyorum ama annemin kokusu bir başka doğrusu.
Dayana madım ve anneme gitmek istediğimi anlatmak için ona
doğru yıkıldım. Ba bam da "tamam tamam" diyerek
beni annemin kollarına bıraktı. Bu arada babaannem
"eee oğlum ana gibi yar olmaz" diye beni
savunuyordu.. Akşam yemeği için sofraya oturuldu. Beni de
masanın üzerindeki koltuğuma oturtup omuz ve belimden bağladılar.
Annem yokken kaşıkla yemek yemeye itirazım yoktu ama o ge
Iince de yemek yemek zoruma gidi yordu Halbuki annemin
emzirmesi daha keyfli geliyordu bana
Yemekten
sonra uykum gelmişti Annemin kucağındayken henüz göz
Ierim açık vaziyetteydi ki babam elin de birtakım kayışlar
iplerle yanımıza oturdu ve kayışları üzerime dolayarak
kalemle işaretler koymaya çalıştı..
Dedem
"N'olacak bunlar?" diye sorduğunda babam,
"Atlayış için" diye yanıtladı sorusunu. Bu
sefer ba baannem ''Ne zaman?" diye sordu endişeyle.
"Ileriki bir tarihte" diye yanıtladı babam yavaşça.
Bu soruya yavaşça cevap vermesinin nedenini ertesi gün
anlayacaktık... Annemin kucağında uyuklarken babamın ölçü
almak için birkaç kez daha geldiğini hatırlıyorum.
Bu,
atlayış kelimesi bizim evde çok sık kullanılırdı ama
anlamını henüz çözememiştim. Genellikle akşam eve
geldiklerinde dedemlere "şu kadar atlayış yaptık"
derlerdi. Yapmanın ne olduğunu altımı temizlerken konuşmalarından
öğrenmiştim ama onların yaptığı şey neydi, nasıldı,
benimki kadar keyifli miydi acaba?.. Annem ve babam bana herşeyi
öğretmeye çalışıyorlar, ben de öğrenmeye...Onları
anladığımda çok seviniyorlar. Bir de konuşabilseydim
onlara atlayışın ne olduğunu sorardım ama daha ben küçük
bir bebektim... Bunları düşünürken uyumuşum. Sabah uyandığımda
annemi göremedim. Beni uyuttuktan sonra yerime yatırmış
olmalı. Böyle durumlarda birkaç çığlıkla annemi yanıma
çağırmayı da öğrenmiştim. Kahvaltıdan sonra annem ve
babam gittiler. Hergün böyle oluyordu. Onlar gidince ya
anneannem ya da babaannem ile kalıyordum. Öğle üzeri annem
geldiğinde babaannem beni giydiriyordu.
Annem
gelir gelmez " Haluk Barış ile atlayış yapacak
..dedi. Babaannem ve dedem şaşırarak "Ne Zaman? diye
sordular. "Bugün" dedi annem. Sesinden sevinçli
olduğunu anlamıştım ama dedemle babaannem hiç de öyle gözükmüyorlardı.
Annemle aralarında bir sürü sorulu ve cevaplı konuşma geçiyordu
ancak kelimeleri yakal~yam~yordum. Ah bi: konuşabilseydim
Neler oluyor? derdım ama daha çok erken (hatta bazen
zorlanarak söylediğim kelimeIere bile annemler öyIe
seviniyorlar ki onları sevindirmek için bildiğim kelimeleri
sık sık tekrarlıyorum.)
Bir
ara dedemin "Ben gelmiyorum" dediğini. d.uydum: Ama
babannem gelmesi için onu ıkna etmeyı başardı. Sonunda
yola çıkmıştık. Babaannemin kucağında arka tarafa
oturuyordum. Aslında ön tarafı daha çok sevıyordum ama, bır
yere giderken mutlaka arka tarafta oturtuluyordum.
|